Kur'an (185. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet Meâli (İniş sırası)
  HÛD
98 Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları (çekip) ateşe götürecektir. Varacakları yer ne kötü yerdir!
99 Onlar burada da, kıyamet gününde de lânete uğratıldılar. (Onlara) verilen bu armağan ne kötü armağandır!
100 (Ey Muhammed!) İşte bu, (halkı helâk olmuş) memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatıyoruz; onlardan (bugüne kadar izleri) kalan da vardır, biçilmiş ekin (gibi yok olan) da vardır.
101 Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrıları, onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.
102 Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!
103 İşte bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. O gün bütün insanların bir araya toplandığı bir gündür ve o gün (bütün mahlûkatın) hazır bulunduğu bir gündür.
104 Biz onu (kıyamet gününü) sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.
105 O geldiği gün Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi bedbahttır, kimi mutlu.
106 Bedbaht olanlar ateştedirler, orada onların (öyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki.
107 Rabbinin dilediği hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.
108 Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada ebedî kalacaklardır. Bu (nimetler) bitmez, tükenmez bir lütuftur.
109 O halde onların tapmakta oldukları şeylerden (bu şeylerin onları azaba götürdüğünden) şüphen olmasın. Çünkü onlar ancak daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Biz onların (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak vereceğiz.
110 Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik; fakat onda ihtilaf edildi. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, elbette onların arasında hüküm verilmişti (ve işleri de bitirilmişti). Şüphesiz ki onlar (Mekkeliler) de Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
111 Şüphesiz Rabbin, onların her birinin amellerinin karşılığını onlara tam olarak verecektir. Çünkü Rabbin, onların yapmakta olduklarından haberdardır.
112 O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.
113 Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız). Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O'ndan da) yardım göremezsiniz!
114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  HÛD SURESİ
98 O Firavun, kıyamet gününde halkının önüne düşecek ve onları suya götürür gibi ateşe götürecek. Ne berbat bir yerdir o maslak...
99 Öyle ya, bu dünyada Allah'ın laneti kovaladı durdu onları... Kıyamet günü de kurtulamayacaklar ondan. Ne fenadır paylarına düşen..!
100 İşte bunlar, geçmiş uygarlıklardan sana anlattığımız kimi önemli haberlerdir. Onların kalıntılarından hala ayakta kalan da var, biçilmiş tarlalar gibi silinip gidenler de...
101 Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Allah'tan başka taptıkları tanrıları, Rabbinin emri geldiği zaman kendilerine hiçbir yarar sağlamadı ve hüsranlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı.
102 İşte Rabbin, zulmetmekte olan beldeleri çarptığı zaman böyle çarpar. Çünkü O'nun karşılığı çok acı, çok çetindir.
103 Gerçekten bunda, ahiret azabından korkanlar için kesin bir ibret vardır. O, tüm insanların kendisi için toplanacağı bir gündür. Ve o bir gün mutlaka gelecek.
104 Biz onu ancak belirli bir süre için geciktiriyoruz.
105 Onun geleceği günde hiçbir kimse, Allah'ın izni olmadan konuşamayacaktır. Artık kimi bedbaht, kimi mutlu olacak.
106 Bedbahtlar ateşe atılacak, orada ah çekip inleyecekler.
107 Onlar orada, gökler ve yer durdukça aralıksız kalacaklar. Ancak Rabbinin uygun gördüğü süre başka... Çünkü Rabbin uygun gördüğünü yapandır.
108 Ama mutlu olanlar cennette girecek. Rabbinin uygun gördüğü süreden başka, gökler ve yer durdukça hak ettikleri şekilde orada kalacaklar.
109 O halde atalarının taptıkları gibi tapınıp duranların yanlış yolda olduklarından en küçük bir şüphen olmasın. Biz de yaptıklarının karşılığını tastamam vereceğiz.
110 İyi dinleyin! Musa' ya kitabı verdik, fakat ona karşı çıkıldı. Rabbinin önceden verilmiş sözü olmasaydı, kesinlikle işleri bitirilmişti. Onlar ise hâlâ bundan şüphelenip duruyorlar.
111 Gerçekten Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını mutlaka verecektir. Allah bütün yaptıklarından haberdardır.
112 Şu halde emrolunduğun gibi, tövbe edenlerle birlikte doğruluk ve dürüstlük yolunda yürü. Sakın çizgiyi aşıp aşırı gitmeyin. O bütün yaptıklarınızı görüyor.
113 Sakın zâlimlere meyletmeyin yoksa size ateş dokunur. Allah'tan başka yâr ve yardımcınız yoktur. Aksi halde yardım göremezsiniz.
114 Gündüzün iki tarafında ve gecenin erken saatlerinde destek iste / dua et / namaz kıl. İyilikler kötülükleri giderir. Bu, anlayan için bir öğüttür.