Kur'an (210. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet Meâli (İniş sırası)
  el-KEHF
16 (İçlerinden biri şöyle demişti:) "Madem ki siz onlardan ve onların Allah'ın dışında tapmakta oldukları varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve işinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın."
17 (Resûlüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın.
18 Kendileri uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi. Eğer onların durumlarına muttali olsa idin dönüp onlardan kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.
19 Böylece biz, aralarında birbirlerine sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler; (kimi de) şöyle dediler: "Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangi yiyeceği daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."
20 "Çünkü onlar eğer size muttali olurlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazsınız."
21 Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir." Onların durumuna vâkıf olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız" dediler.
22 (İnsanların kimi:) "Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler; yine: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir" diyecekler. (Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (Kimileri de:) "Onlar yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. Öyle ise Ashâb-ı Kehf hakkında, delillerin açık olması haricinde bir münakaşaya girişme ve onlar hakkında (ileri geri konuşan) kimselerin hiçbirinden malumat isteme.
23 Hiçbir şey için "Bunu yarın yapacağım" deme.
24 Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Unuttuğun zaman Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni,doğruya daha yakın olana eriştirir."de.
25 Onlar,mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir
26 De ki: Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir. O'nun görmesi de, işitmesi de şâyanı hayrettir. Onların (göklerde ve yerde olanların), O'ndan başka bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.
27 Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
28 Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.
29 Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!
30 İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz.
31 İşte onlara, alt taraflarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler; ince ve kalın dîbâdan yeşil elbiseler giyecekler. Ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!
32 Onlara, şu iki adamı misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş, her ikisinin de etrafını hurmalarla donatmış, aralarında da ekinler bitirmiştik.
İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  KEHF SURESİ
16 İçlerinden bir ses: "Madem öyle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından uzaklaşmayı tercih ettiniz, o halde mağaraya çekilin. Üzerinize Rabbiniz sevgi ve merhametini yağdırsın ve size bu şartlarda bir çıkış yolu hazırlasın" dedi.
17 Güneşin o mağaranın üzerinden sağdan sola, soldan sağa doğup battığını görürdün. İşte bu Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi desteklerse böyle doğru yolda yürütür, kimi de desteksiz bırakırsa artık ona doğru yolu gösterecek bir yardımcı bulamazsın.
18 Baksan, onları uyanık sanırdın. Hâlbuki uykudaydılar. Biz onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de giriş kısmında dirseklerini uzatmıştı. Onları görseydin mutlaka onlardan kaçar ve için ürperti ile dolardı.
19 Derken onlan hayata döndürdük, olup biteni birbirilerine sormaya başladılar. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gün yahut daha az" dediler. Bir kısmı da: "Ne kadar kaldğınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Neyse, şimdi şu parayla biriniz şehre gitsin de, yiyecek temiz bir şeyler alıp gelsin. Aman dikkatli olsun, kimsede şüphe uyandırmasın."
20 "Çünkü yakalanırsa kesin öldürürler yahut dinlerine döndürürler. Bu durumda kurtulmak çok zordur."
21 Böylece onları haberdar ettik ki, Allah'ın vadinin hak olduğunu ve kıyamet gününün gerçek olduğunu bilsinler. O sırada halk arasında bu olay tartışılıyordu. Dediler ki: "Onların hatırasına bir anıt dikin. Neler olup bittiğini Rableri daha iyi bilir." Tekliflerinde ısrarlı diğerleri ise: "Buraya kesinlikle bir mescit yapmalıyız!" dediler.
22 Şimdi, "onlar üç kişiydiler, dördüncüleri köpekleriydi" diyecekler. Yok, "beş kişiydiler altıncıları köpekleriydi" diyecekler. Ya da "yedi kişiydiler, sekizincileri köpekleriydi" diyecekler. Söyle onlara: Onların sayılarını en iyi Rabbim bilir. Onları çok az kimseden başkası bilmez. Şu halde onlar hakkında açık olarak ortaya konandan başkasını tartışma. Onlar hakkında artık hiç kimseye bir şey sorma.
23 Hiçbir şey hakkında da: "Ben bunu yarın muhakkak yaparım! " deme.
24 Allah'ı hesaba katmaksızın konuşma. Unuttuğun zamanda Allah'ı an ve şöyle söyle: "Umarım, Rabbim beni en yakın zamanda başarıya ulaştırır."
25 25-26: "Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar, dokuz daha ilave ettiler" diyenlere söyle: "Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. O'nun gibi işitmek, O'nun gibi görmek ne mümkün? Allah'tan başka sığınılacak bir dost yoktur. Allah hükmünde kimseyi ortak yapmaz."
26
27 Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.
28 Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber güçlüklere göğüs germeye devam et. Dünya hayatının cazibesine kapılarak onlan bir kenara bırakma. Haddini aşıp bencil arzularının peşine takılmaktan sakın bizi unutmuş kimseye iltifat etme.
29 De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin." Çünkü biz, zâlimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki duvarları boylarını aşmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzlerine erimiş kurşun gibi bir su dökülür. O ne korkunç su ve orası ne korkunç bir yerdir...
30 Unutma ki, iman edip iyilik, güzellik, doğruluk için çalışanların amelleri asla karşılıksız kalmaz.
31 Onlar cennetin tam ortasına yerleşecekler. Altlarından ırmaklar akacak, altın bileziklerle süslenecek, ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecek, tahtlar üzerine dayanıp kurulacaklar. Bu ne güzel karşılık, orası ne harika bir yerdir.
32 Onlara iki adam örneğini anlat: Birisine her türlü üzümden iki bağ vermiştik, her ikisini hurmalarla donatmıştık; ikisinin arasına da bir ekinlik yapmıştık.