Kur'an (214. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası)
  el-KEHF
84 Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
85 O da bir yol tutup gitti.
86 Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
87 O, şöyle dedi: "Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak."
88 "İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz."
89 Sonra yine bir yol tuttu.
90 Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
91 İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
92 Sonra yine bir yol tuttu.
93 Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
94 Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?
95 Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım."
96 "Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "Üfleyin (körükleyin)!" dedi. Artık onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim" dedi.
97 Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.
98 Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi haktır, dedi.
99 O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.
100 Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmişizdir.
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  KEHF
84 Biz ona yeryüzünde güçlü bir iktidar verdik. Her amacına bir vesile kıldık.
85 Derken o bir amaca yöneldi.
86 Güneşin battığı yöne doğru o kadar gitti ki, artık güneş bulanık bir suya dalıyormuş gibi görünüyordu. Gittiği yerde bir halk gördü. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır, ister onlara iyi davran."
87 O şöyle dedi: "Her kim zulmederse onu cezalandıracağız. Gerisi Rabbine havale edilir. O da görülmedik azapla cezalarını verir.
88 Ancak her kim de iman edip iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışırsa, buna da en güzel şekilde karşılık vardır. Ona her türlü kolaylığı gösteririz.
89 Sonra yine başka bir amaca yöneldi.
90 Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin, doğayla iç içe yaşattığımız bir halkın üzerine doğmakta olduğunu gördü.
91 İşte bu halk böyle yaşıyordu. Biz de zaten Zülkarneyn'in bu halka iyi muamele edeceğini tamamen biliyorduk.
92 Sonra başka bir amaca yöneldi.
93 Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir halk buldu.
94 Onlar: "Ey Zülkarneyn..! Ye'cüc ve Me'cüc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana bir vergi ödesek olur mu?" dediler.
95 Dedi ki: "Rabbimin bana verdikleri daha hayırlıdır. Haydi, siz bana bedenen yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım.
96 Bana demir külçeleri getirin. İki dağın arası demir külçelerle dolunca "körükleyin" dedi. Demiri ateş haline getirince "getirin, üzerine erimiş bakır dökeyim" dedi.
97 Artık seddi ne aşabildiler, ne de delebildiler.
98 Zülkarneyn: "Bu, Rabbimin sevgi ve merhametidir. Rabbimin sözünü ettiği an gelince, onun da yerinde yeller esecektir. Rabbimin sözü haktir" dedi.
99 O gün onları terk ederiz. Dalga dalga birbirine karışırlar. Diriltici soluk esince de hepsini bir araya toplarız.
100 O gün kâfirlerin karşısına cehennemi çıkarırız.