- Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
- Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
- Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
- Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
- Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
- Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Kur'an (287. Gün)
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası) |
|
| MUHAMMED | |
| 15 | Müttakîlere vâdolunan cennetin durumu şöyledir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rablerinden de bağışlama vardır. Hiç bu, ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? |
| 16 | Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara "Az önce ne demişti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir. |
| 17 | Doğru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidayetlerini arttırır ve sakınmalarını sağlar. |
| 18 | Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar! |
| 19 | Bil ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir. |
| 20 | İman etmiş olanlar: Keşke cihad hakkında bir sûre indirilmiş olsaydı! derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur! |
| 21 | (Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. |
| 22 | Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız? |
| 23 | İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lânetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir. |
| 24 | Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi? |
| 25 | Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir. |
| 26 | Bunun sebebi; onların, Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: Bazı hususlarda size itaat edeceğiz, demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor. |
| 27 | Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak! |
| 28 | Bunun sebebi, onların Allah'ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve O'nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır. |
| 29 | Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah'ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? |
| 30 | Biz dileseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir. |
| 31 | Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz. |
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası) |
|
| MUHAMMED | |
| 15 | Sakınanlara söz verilen cennet şöyle bir yerdir: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten nehirler, içenlere lezzet veren şaraptan kaynaklar ve safi süzme baldan pınarlar... Ayrıca onlara her türlü meyve ve Rablerinden bir bağışlama... Bunlar ateşten hiç çıkamayacak ve kaynar su içirilip bağırsakları parçalanacak kimseler gibi olur mu? |
| 16 | Onlardan seni dinliyormuş gibi yapanlar var. Yanından çıktıklarında ise kendilerine bilgi verilmiş olanlara "O demin ne söyleyip duruyordu?" derler. Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Sadece heva ve hevesleridir peşinden gittikleri... |
| 17 | Doğru yolda yürüyenlere gelince, Allah onların doğru yolda yürüme şevklerini artırır ve sakınma isteklerini kavîleştirir. |
| 18 | O kalpleri mühürlenmiş olanlar, kıyametin kendilerine ansızın gelivermesini mi bekliyorlar? İşte onun geleceği şimdiden söylenip duruyor. Fakat başlarına geldiğinde anlamaları kendilerine ne fayda verir? |
| 19 | Bil ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Bil de kendi günahların ile mümin erkek ve kadınların günahları için af dile. Allah ne işler çevirdiğinizi, nerelere girip çıktığınızı çok iyi biliyor. |
| 20 | İman edenler, "savaşa izin veren bir sure neden gelmiyor?" diyorlar. Ancak muhkem bir ayet indirilip savaştan bahsedilince, kalplerinde hastalık olanların, tıpkı ölüm baygınlığında olan kimsenin bakışı gibi sana bakakaldıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır. |
| 21 | Oysa itaat etmek ve sözlerinin eri olmaktı yapmaları gereken... Kesin karar gelince Allah'a verdikleri sözün arkasında dursalardı elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. |
| 22 | Siz, Allah'ın emrinden uzaklaşıp tekrar yağma, talan ve birbirinizi boğazlamakla geçen o eski günlere mi dönmek istiyorsunuz? |
| 23 | Böyle yapanlar Allah'ın dışladığı, duygularını aldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir. |
| 24 | Öyleyse bu Kur'an üzerinde neden hiç düşünmezler? Yoksa kalpleri üzerinde üst üste kilitler mi var? |
| 25 | Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra gerisin geri kâfirliğe dönenlerin, şeytan akıllarını çelmiş ve onları boş hayallerin peşine düşürmüştür. |
| 26 | Bu böyledir... Çünkü onlar Allah'ın indirdiklerinden hoşlanmayanlara, "bazı konularda sizinle örtüşüyoruz" diyorlar. Allah ise onların gizli gizli ne konuştuklarını çok iyi biliyor. |
| 27 | Onların, melekler canlarını alırken pişmanlıktan dövünüp durmaya başlayınca, bakalım halleri ne olacak? |
| 28 | Bu böyledir... Çünkü onlar Allah'ın öfkesini çekecek işlerin ardına düştüler. O'nu razı edecek şeylerden hoşlanmadılar. O da onların bütün amellerini boşa çıkardı. |
| 29 | Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah'ın içlerindeki nefreti asla ortaya çıkaramayacağını mı sanıyorlardı? |
| 30 | İsteseydik biz onları sana açıkça gösterirdik de kendilerini simalarından tanırdın. Fakat yine de sen onları konuşma tarzlarından tanıyabilirsin. Allah ise, bütün yaptıklarınızı biliyor. |
| 31 | İçinizden cihat edenleri ve güçlüklere göğüs gerenleri ortaya çıkarmak için, sizi iddialarınızın doğruluğu konusunda imtihan edeceğiz. |
WhatsApp ile iletişim